HESABIM
GİRİŞ YAP

Hoşgeldiniz! Hesabınıza buradan giriş yapabilirsiniz.



Yardım
ya da
YENİ HESAP OLUŞTUR

Bilgilerinizi girerek yeni bir hesap edinebilirsiniz.



Dostoyevski Gülünç Bir Adamın Rüyası




 “...Günah işlemeye önce şakalarla, oynaşmalarla; aşk oyunlarıyla başladılar... Adeta hızla yayılan atom molekülleri gibi günah kalplerinin, benliklerinin derinliklerine kadar işledi.Yalan, şehveti; şehvet, kıskançlığı; kıskançlık ise, kötülüğü tetikledi... Ve ilk kan döküldü. Kan, beraberinde korkuyu getirdi. Dağılmaya ve kutuplaşmaya başladılar. Kutuplaşma, karşılıklı itirafları ve suçlamaları doğurdu. Utanma duygusunu tattılar, utanmayı iffet sandılar. Şanı ve şöhreti keşfettiler. Her toplum kendine, onu bir diğerinden üstün kılan ve onu diğerlerinden ayrıştıran simgeler buldu. Doğaya ve canlılara saldırdılar. Hayvanlar onları terk ettiler, uzaklara kaçıp dağlara, ormanların derinliklerine saklandılar. Birbirleriyle ve de doğayla düşman oldular. Kah ayrılmak için, kah birleşmek için; onun için, bunun için birbirleriyle kıyasıya dövüştüler. Savaştıkça birbirlerinden daha çok koptular. Dilleri, töreleri başkalaştı; birbirlerini anlamaz oldular. Kederi öğrendiler, fakat kederlenmeyi ve acı çekmeyi lütuf saydılar... Hakikate ulaşmanın ancak ve ancak acı çekmekle mümkün olabileceğini düşündüler. Önce hastalığı, ardından tedavisini buldular. Önce düşmanlığı yarattılar, ardından kardeşliğin ve insani değerlerin iyi birer savunucusu oldular. Suç, beraberinde adaleti ve yasaları getirdi; Adalet ise, giyotini..." (Gülünç Bir Adamın Düşü adlı öyküden-Çeviren: Mehmet Özgül)”


Fiyodor Dostoyevski’nin yazdığı son kısa hikayesi olan eserini, Aleksandır Petrov’un kendine has tekniği ile beyaz perdeye taşıdığı kısa film. Türkçe altyazılı.

İntihar etmek üzere olan bir adam rüyaya dalar. Kendini, insanların gerçekten birbirini sevdikleri ve uyum içinde yaşadıkları, ütopik bir dünyada bulur. Ona göre bu evren hakikattir. Yalnızca çocuklarda bulunan bu masumiyetin dünyasında yaşayanlar, küçük bir kötülük tohumuna karşı nefislerini koruyabilirler mi?

Aleksandr Petrov kendine özgü tekniği olan bir animasyoncu. Kullandığı animasyon tekniğini markalaştıran bu güne kadar yaptığı bütün animasyonlarıyla irili ufaklı ödüller alan bir sanatçı. 80. Akademi Ödüllerinde “Aşkım” adlı animasyonuyla en iyi kısa animasyon dalında Oscar’a layık görülmüş eşsiz bir sanatçı. Öğrendiğim kadarıyla kendine özel ‘cam üzerine pastel animasyon’ tekniğinde cam üzerine çizdiği binlerce kareyi parmaklarıyla pastel yağlı boya ile boyuyormuş.

Tekniğinde “aynı sahneleri tekrar tekrar çizmeden, yağlı boyanın kapatılabilmesinden faydalanıp sadece hareketi çiziyormuş. Yeterince dikkat edildiğinde hareketli bir sahnede bir önceki karenin izleri solgun bir şekilde de olsa fark edilebiliyormuş.



 Dostoyevski’nin betimlediği ütopik dünyada insanlar kendileri kadar başkalarını da seviyor, tek bir tapınakları olmadığı halde içlerinde hiç sönmeyen evrenle birlik duygusuna sahip, kıskançlık ve şehvete sahip değiller. Kâinatla böylesine bütünleşmiş insanların hayali Dostoyevski’den önce anlatıldı ama bu öyküyü farklı kılan Dostoyevski’nin anlatımı ve Petrov’un eşsiz sanatı.



Petrov Dostoyevski’nin öyküsünde betimlediği, hayal ve gerçeğin iki eş evren haline geldiği dünyayı enfes resmediyor. Animasyonun her hangi bir noktasında filmi durdurduğunuzda karşınıza çıkan görüntüde, öyküyü okurken zihninizde canlandırdığınız dünyayı anımsamamak mümkün değil doğrusu. Öyküyü okuyan birisi Petrov’un metne son derece sadık kaldığını görecektir ama ne olursa olsun animasyonu bütünüyle yorumlamak izleyicinin elinde.



 

Kaynak :www.filimadami.com/film-fecir/1/gulunc-bir-adamin-dusu/187/