HESABIM
GİRİŞ YAP

Hoşgeldiniz! Hesabınıza buradan giriş yapabilirsiniz.



Yardım
ya da
YENİ HESAP OLUŞTUR

Bilgilerinizi girerek yeni bir hesap edinebilirsiniz.



"Yeryüzünün Lanetlileri" 4. Sınıf Kitap Kulübü ve Değerlendirme

Bu seneki kitap kulübü etikinliklerimizin ikincisini 5 Ocak 2019 günü gerçekleştirdik. Halil Inalcık Hoca'nın Rönesans Avrupası isimli kitabı üzerine oldukça verimli bir toplantı yaptık. Her ay olduğu gibi bu ay da okuduğumuz kitaba dair yazılan değerlendirme yazılarından birini burada paylaşıyoruz. Bu ayki yazı İstanbul Üniversitesi İlahiyat fakültesi öğrencisi arkadaşımız Mahsun Şakir'in kaleminden.
.
                                                 YERYÜZÜNÜN LANETLİLERİ

     Kısa bir süre öncesine dek yeryüzünün nüfusu iki milyardı: beş yüz milyon insan ve bir buçuk milyar ‘yerli’.

   

    Jean-Paul Sartre böyle başlar Frantz Fanon’un Yeryüzünün Lanetlileri kitabı için yazdığı önsöze. Ayrılmış iki dünya vardır karşımızda. Biri sömüren öteki sömürülen. Fanon sömürülen dünyanın ezilen çocuğudur. 36 yıllık kısa hayatının son yıllarını lösemi hastalığıyla geçirirken ölüme yakınlığını hisseder ve hayatının son yılında bir nevi vasiyetnamesi olarak görülebilecek Yeryüzünün Lanetlileri adlı eserini yazıp, üçüncü dünyanın sömürülmüşlerine bir özgürlük çağrısı olarak bırakır ardında. Bir psikiyatrist olan Fanon, Cezayir bağımsızlık mücadelesine bilfiil katılmış bir eylemcidir aynı zamanda. İdeallerini, inançlarını pratik hayatına aktarmayı da bilmiştir. Afrika ülkelerinin ve diğer sömürülen halkların özgürlük mücadelelerinin esin kaynağı olmuş bu eserinde Fanon, bir taraftan sömürülen halkların psikolojilerini incelerken, öte yandan sömürgecilere karşı başlatılması gereken sömürgesizleştirme hareketinin aşamalarını inceler.

 

      Sömürgeciler sömürge toplumunun mucitleridir. Onları ilkel, uygarlaşmamış, ehlileştirilmesi gereken topluluklar olarak görür. Sömürülenleri bu ilkelliklerine inandırırken aynı zamanda kendilerini de onları uygar dünyaya adapte etmek için, onları ‘insancıllaştırmak’ için yanlarında bulunduklarına ikna eder. Bu süreçte sömürgeciler sömürülenlerin tüm yeraltı-yerüstü zenginliklerini kendi metropollerine taşır. Sömürge toplumu da bu metropollerde yaşayanların kendileri olmalarının hayallerini yaşarlar. Sömürgecilerin sömürülenlerin uyanmamasına yönelik en önemli adımlarından biri onları kolektif bir bilince erişmelerinin önünü kapatmaya çalışmalarıdır. Sömürge toplumunun bilinç altına bireyselliği yerleştirir.

 

    ‘Tarihi yapan sömürgecidir.’ der Fanon. Sömürgeciler sömürge toplumunun geçmişine ilkellik, karanlık bir çağ, insandışı bir yaşam yerleştirir. Eğer onlar olmazsa sömürge toplumu geçmişin karanlığına döner, denir. Sömürülen halk, sömürgecilerin tanımsal sınırlarına ‘hapsedilmiş insandır’. Sömürülen halkın bu hapsedilmişlikten kendini kurtarması gerekir. Bu da ulusal bilinç ile olur.

 

   Fanon sömürgesizleştirme hareketinin olmazsa olmazlarından olarak şiddeti gösterir. Ona göre ‘sömürgecilik çıplak şiddettir ve ancak daha büyük bir şiddetle karşılaştığında boyun eğer.’  

 

   Köylü kesim, sömürgesizleştirme hareketlerinin olmazsa olmaz unsurlarındandır. Genelde burjuva bu kitlelere çok güvenmez. Ancak bu güven sorunu ulusal birliğe, ulusal bilince ancak engel olur. Kitlelerin ayaklanmasından sonra kitlelere mutlaka bir ulusal bilinç verilmelidir. Ulusal bilincin olmadığı hiçbir ulusal savaş başarıya ulaşamaz. Bu mücadele sürecinde düşmanın vereceği ödünlere kanılmamalı. Zira ‘sömürge insanına sömürgeciliğin asla bir şey almadan vermeyeceğini göstermek gerekir.’

   

    Fanon kitabının ilerleyen bölümlerinde ulusal mücadelenin oluş aşamasında ve ulusal savaşın kazanılmasından sonraki süreçte toplumun karşılaştığı sıkıntıları inceler. Burada savaşın kazanılmasından sonraki süreçte, azgelişmiş ülkelerde burjuvanın üretimle çalışmayla ilgilenmediğini vurgular. Sömürgecilerin bu kez ekonomik yönden bağımsızlığını kazanmış toplumun kendine bağımlı kılar. Burada aslında değişen bir şey olmadığı görülür. Ülkedeki ayrıcalık sömürgecilerin elinden alınıp ulusal burjuvanın eline verilmiştir. Toplumda devamlı bir korku yaratılarak düşünmelerine ket vurulur. Şatafatlı projelere para harcanılıp toplumun uyutulması amaçlanır. ‘sömüren değişir ama sömürülenler aynı kalır.’  Fanon, halk, ulusal burjuvaya böyle bir imkan tanımamalıdır, der.

 

     Kitabının sonuç bölümünde Frantz Fanon yoldaşlarına seslenir. Avrupa’nın uçuruma gittiğini, artık onu taklit etmeyi bırakıp insanlığın ilerlemesine omuz vermeye çağırır üçüncü dünyanın halklarını.