HESABIM
GİRİŞ YAP

Hoşgeldiniz! Hesabınıza buradan giriş yapabilirsiniz.



Yardım
ya da
YENİ HESAP OLUŞTUR

Bilgilerinizi girerek yeni bir hesap edinebilirsiniz.



Bir Kitap,Bir Sunum...''BENİM GÖZÜMDEN DÜNYA''

ALBERT EİNSTEİN’IN ‘BENİM GÖZÜMDEN DÜNYA’ ADLI DÜŞÜNSEL YAZILARI ÜZERİNE

     İnsanlık tarihi, varlığı anlamaya yönelik çabalarla doludur. Bazen öyle insanlar gökkube altında soluk almaya başlar ki, kendisinden öncekilerin düşünce mirasına çağları aşan katkılar yapar. İşte 14 mart 1879’da Alman imparatorluğunun Ulm kentinde Hermann ve Pauline Einstein çiftinin -yıllar sonra yukarıda ki tarife uyacak- bir çocuğu dünyaya gelir.  Albert Einstein..

     Albert Einstein’ın hayatı böyle başlar. Hayatının, çocukluktan-yaşlılığa diğer insanlardan farklı yönlerine dair yazılan şeyler ziyadesiyle fazladır. Bizim burada yapacağımız şey Einstein’ın hayatının esrarengiz yanlarını ortaya koymak değil onun zihin dünyasındaki varlık algısını anlamaya çalışmaktır. Einstein’ın henüz 13 yaşında Kant’ın ‘Saf Aklın Eleştirisi’ eserini okuyup anladığı, 1 felsefeye olan ilgisinin ve merakının daha küçük yaşlarda başladığını göstermektedir.

Einstein’ın zihin dünyasına etki eden düşünsel miraslar

     Genel görelilik kuramının hikâyesine 1687 tarihli Newton’un Principia adlı eseriyle başlamak gerekir. Newton yasalarına göre evreni şekillendiren biricik etkinin kütleçekim olduğunu biliyoruz. Ayrıca Newton, cisimlerin hareketini de tanımlayarak kütle, kuvvet ve ivme arasındaki ilşkiyi de formülleştiriyor. Ancak Newton’un kütleçekim yasası bir isimlendirme ve formülüzasyonlarla varlığın neden-sonuçlarla nasıl devir daim ettiğini açıklar. Newton’un bu çabalarından haberdar olan Einstein’ın zihin dünyası, varlığın neden-sonuçlarla açıklanmış halinden hiçte tatmin olacak gibi değildir.

      Einstein’ın, Newton’dan aldığı mirası ileriye taşıyacağına dair sinyaller dönemin filozoflarıncada verilmiştir. İngiliz filozof David Hume’ un bilginin kaynağını deneyimin sağladığına dair görüşü buna bir işarettir. Newton kanunları gündelik koşullarda makroskopik cisimlerin hareketi için doğrulanabilir. Buna rağmen çok küçük ölçeklerde, çok yüksek hızlarda ve güçlü kütleçekimsel alanlarda geçerliliklerini yitirirler. Bu boşluk daha sonraları Einstein’ın Genel Görelilik kuramının ortaya çıkmasında etkili olacaktır. 2

Einstein’ın felsefi ve siyasi düşünceleri

     Einstein’ın felsefi ve siyasi fikirlerini anlamanın en iyi yollarından biri onun olaylara karşı tutum ve sözlerinden anlayabiliriz. Einstein bir dostuna attığı tebrik mektubunda şu sözleri kaydediyor.

 ‘’ Düşünsel çalışmanın her alanında ki uzmanlaşma, fikir işçisiyle uzman olmayan arasında ki uçurumu her geçen gün daha da fazla büyüterek ulusun bilim ve sanatın başarılarıyla filizlenmesi ve zenginleşmesini giderek güç hale getiriyor. Fakat entellektüeller ve kitleler arasında ki ilişkinin kaybolmaması gerekir. Bu hem toplumun yüceltisi, hemde fikir işçisinin kendini yenileyebilmesi için elzemdir, çünkü bilimin çiçeği bir çölde büyümez. ‘’ 3

Yukarıda ki alıntı felsefede çokça tartışılmış olan bir meseleye dikkat çekiyor: Teori ve Uygulama ikilemi.. tabi burada modernizm ile gelen uzmanlaşmaya da bir eleştiri yapıyor Einstein. Uzmanlaşmanın getirdiği yabancılaşmanın farkında ve bir çözüm aramaktadır.

     Einstein’ın fizik kuramları nasıl kuşatıcıysa, felsefi görüşleri de o denli kuşatıcıdır. Bir gün bir öğrenci kitlesine hitap ederken şunları söylüyor: ‘’ Unutmayın ki okullarda öğrendiğiniz muhteşem şeyler, dünyanın farklı ülkelerinde şevkle ve sonsuz bir emek vererek çalışan farklı nesillerin eseridir… Çünkü biz ölümlüler yalnızca hep beraber yarattığımız kalıcı şeyler sayesinde ölümsüzlüğe ulaşırız’’ ^4

‘’Yalnızca hep beraber yarattığımız şeyler’’ ifadesi tüm insanlığı ortak bir dava için uğraşan bir bütünsellikle ele aldığını gösteriyor. Bu söz bir ötekileştirme ve kendini üstün görme duygusundan aridir.

      Bu kuşatıcılığı anlamak için onun dine bakışına da bir göz atılmalıdır. Einstein dinleri üçlü bir sıralamaya tabi tutar. Bu sıralama tekamülcü bir bakışladır. Bu bakışı kısaca şöyle özetleyebiliriz. İlk insanlarda din korku saikiyle ortaya çıkmış ve var olan tanrı tasavvuruna göre insanlar, Tanrının hoşuna giden davaranışlar yaparak kendilerine Tanrıdan bir bela gelmemesini temin etmek için uğraşırlar. İkinci din tasavvuru ise toplumsal saiklerle oluşan Ahlaki bir Tanrı anlayışına dayanır. Üçüncü kategoride ki dinler ise kozmik dini duygu olarak adlandırdığı aşkın Tanrı anlayışına dayalı bir din tasavvurudur. Bu üç din tasavvuru toplumların ilerleyişinde etkilidir. Kozmik dini duygu demek insanları aşan bir tanrı anlayışını barındırır ve Einstein’ a göre bu dini duyguya ulaşmak bireyin ve toplumun hedefi olmalıdır. Bu dini tasavvur içinde varlığı tek bir bütün olarak algılamayı barındırır. ‘’İnsan korku, ceza ve ölümden sonra ödüllendirileceği umuduyla kendini kısıtlamak zorundaysa, kesinlikle zavallı bir yolda ilerliyordur….kozmik dini duygunun, bilimsel araştırmanın en yüce ve en güçlü teşvikçisi olduğuna inanıyorum’’ 5görüldüğü üzere klasik din-bilim karşıtlığına Einstein’da rastlanmamaktadır. Aksine onun düşüncesinde din dendiğinde bilimi teşvik eden ve hatta aynı ideallere bağlanmış iki kavram vardır.

Yahudilik ve Filistin meselesi üzerine düşünceler

     Einstein Yahudiliğin siyasi bir tavırdan uzak olması gerektiğini ve kültürel/toplumsal bir vazife üstlenmesi gerektiğinden bahseder. Yahudiliğin köklerinde insanların refahı için çalışmanın ve insanoğlunun ortak ideallerine katkıda bulunmanın olduğunu belirtir. Siyonizm’i ve Filistin meselesini bu öncül önermelerle ele alır. Almanya’da Yahudiler’in çektiği zulmü örnek göstererek Yahudiler’in Filistin’e yerleşmesini meşru kılar. Aslına bakılırsa insanoğlunun her birinin eşit haklara sahip olması gerektiğine inanan bir insanın böyle bir işgal hareketine nasıl destek verdiği bir tutarsızlık örneğidir. Filistin halkının, haklarını korumaya yönelik söylemlerinin olması, Einstein’ın siyonizmi meşru kılan görüşünü ortadan kaldırmamaktadır. 6

 

 

Genel değerlendirme ve son söz

     Albert Einstein bir fizikçi olduğu kadar sosyal vakıaların içinde olan bir simadır. Dünyayı ve varlığı algılayışı olabildiğine kuşatıcı ve birleştiricidir. Belki de bu kuşatıcı bakış fizik alanında ki başarısının kaynağıdır. Einstein’ın yaşadığı dönem iki dünya savaşının olduğu dönemdir. Tabiatiyle Einstein o dönemin siyasal dalgalanmalarına kayıtsız kalmamıştır. Buna bir örnek olarakta Japon Çocuklarına yazdığı mektupta ki mahcubiyetini gösterebiliriz. 7 Elhasılı çağını aşan fikirler sunan bu bilim insanını birçok yönüyle incelemek önemlidir. Felsefi ve siyasal yönden incelemek sadece bir yönüyle onu tanımak demektir. Oysa ki çağını aşacak nitelikte eserler ve fikirler ortaya koyan insanın her yönüyle incelenmesi gerekmektedir.

 

                                                                                              FURKAN BAŞARSLAN

 

 

 

 

 

1)      Dudley Herschbach, Einstein as a student, Harvard University s.4

2)      Dr. Enes Yazıcı, Yüzüncü Yılında Genel Görelilik Kuramı, Bilim Teknik Dergisi : Sayı 577 s.23

3)      Albert Einstein, Benim Gözümden Dünya, Alfa Yayınları s.36

4)      A.g.e. s.38

5)      A.g.e. s.40-43

6)      A.g.e. s.110-114

7)      A.g.e s.38 ‘’yaşlı bir adam olarak bende japon çocuklarına uzaklardan selam gönderiyorum ve sizin neslinizin günün birinde benim neslimden çok daha üstün bir noktaya gelerek bizi utandırmasını umut ediyorum ‘’